şiirlideğnek
korkudur yalnızlığın zırhı.

        İsyan etmek istiyorum arkadaş , boğazıma düğümleniyor kelimeler. Midem bulanıyor  yalnızlıktan.Kendime katlanamıyorum artık.Kendimi kendim ile konuşurken yakalıyorum.Başkalarını izlerken , ‘Bir gün.’ derken , oyalarken kendimi ,  içime ağlarken , en kötüsü de dışıma gülerken yakalıyorum kendimi .Korkuyorum tüm bunlardan ve daha birçok şeyden.   

       Sinema salonlarından korkar oldum örneğin.Sırıtarak elindeki çiçeklerle etrafta dolaşan o titrek aşıklardan dahi korkuyorum.Bir yalvarış , bir çaresizlik , bir bencillik ile izliyorum artık ‘Efendim , bence mavi olan size daha çok yakışır.’diyen tezgahtar bayanı.Onu asılmak istememe inanamıyorum.İşi dolayısıyla gülüyor bana , işi dolayısıyla ilgili sadece.Ben ise açlığımı keşfediyorum onun bana bakan gözlerinde .Ona gülümserken utanıyorum kendimden.Kendime yakıştıramıyorum yalnızlığı.’İstesem.’ diye başlayan cümlelerin tam ortasında ayılıyorum.Kendime ne zamandır yalan söylüyorum ben , ne zamandır kendime kişilikler yükler oldum. Kafayı mı üşüttüm acaba ve ellerim cebimin her ayrıntısını ezberledi. Galiba yalnızlık değil bu benimkisi.Kendime katlanma süreçlerine verdiğim bir ad olsa gerek.

         Korkuyorum.

         Bir gün batımından , bir çiçekten , bir aşk filminden , 14 şubattan , telefon rehberlerinizdeki aşkım sözcüğünden ve inanır mısınız , iki kişilik yataklardan bile korkuyorum bazen.Kıskanmaya dahi cesaretim yok sizi ve bana sırıtanlara sırıtıyorum içimdeki göz yaşlarının eşliğinde.Maskelerimi izleyerek tanıyorsunuz beni ve size olduğumu değil , olmamı istediğinizi sunmaya çalışmaktan sıkılıyorum artık. Yalancıyım ben yada iyi bir aktör.İkisi de aynı sanki.

         Evet  evet yalancı bir aktörüm ben ,  herhalde , muhtemelen , sanırım , galiba , belki de  kim bilir.

İ.B

 

          Yine bağırarak konuşuyor Mert.Çınlayan sesi bir şeyler tetikliyor zihnimde.Son damlasınıda içtiğim çayı tahta masanın üzerine bırakıyorum usulca. O an kızıyorum kendime.

          Hak ettiğim bir geçmiş ile mi hak etmediğim bir geleceği arzuluyorum ben?  Etrafımdaki yalan , yalnızlık kokan diyaloglardan kopup, bir an için durduruyorum zamanı.Napıyorum burada ? Yo ! Bu yerde, bu insanlarla değil , bu bedenin içinde ne işim var demek istiyorum kendime. İçime çektiğim havanın yoğunluğu artıyor sanki. Bulanıklaşmaya başlıyor çevrem. Tüm bu koşuşturmaca , uyanma ve tekrar uyuma arasındaki her şey…

         İsmim dahi benim değil de zoraki taşıyormuşum gibi hissediyorum. Yaşamalıymışım da , para kazanmalıymışım.İyi biri olmalıymışım da , sevdirmeliymişim kendimi.Gülmeliymişim de hep , ağladığımı belli etmemeliymişim.Düşünüyorum da, hayat ne öğretiyorsa bize ,bizden öncekiler öğrenmedi mi zaten ? Düşündüğüm her şeyi çok önceden düşünenleri kabullenmek egoma tokatlar savuruyor .Yaşandıysa her duygu , söylenmiş ise her söz , bizi biz yapan ne kalır geriye.Farklılığımı her hissettiğimde haykırıyorum kendime; her kez aynı , aleladesin , saçmalamayı kes , seni sıradan pislik gibi vb.

         Bir türlü sevemiyorum kendimi.Ne size , ne kendime yetebiliyorum çünkü. Olmak istediğim , olmamam gereken kişi bazen.Sizin yüzünüzden bir otobüse binip kafama göre yolculuk yapamıyorum mesela.Yolda karşılaştığım bir bayana çok güzel gözlere sahip olduğunu söyleyemiyorum yada. Japonya’ya gidip , Fujima Dağının eteklerinde gezmeyi bende biliyorum yoksa. Ama Mert hala bağırıyor.

       Geri zekalı olmam beni mutsuz yapıyor anlaşılan. Oldum olası kendimi bir halt sanarak büyümüştüm oysa. Ne mi değişti ? Dürüst biri oldum. Kendime bile…

        Ama sanki kendime olan acımasızlığım , kendime olan haksızlığım , içinde bulunduğum sistemden galiba. Düşününce daha iyi anlayabiliyorum. Düşünüyorum evet , geri zekalıları aptallardan ayıran bir özelliktir çünkü düşünmek. Neyse , bazen bir şeyleri fark ediyorum işte.

 Hep sıradan olmak için yetiştirilmişim sanki. Sıradan olmak için eğitim görmüş , sıradan olmak için farklıymışım gibi hissetmişim.’Daha az sorgula , daha çok çalış , daha az yaşa , daha çok kazan.’ Sloganlarınıza oldum olası alışamadım .

        Bu sefer çığırıyor hayvanat Mert.Düşüncelerden uyanıyorum dolayısıyla. Uyanmanın verdiği haz ile sırıtıyorum etrafa.Kendime öğretmen olmuşum da dersi iyicene anlamışım gibi ve hemen çay söylüyorum bir tane , etrafımdaki bu koşuşturmacaya , yalan , yalnızlık , yapmacıklık kokan diyaloglara dalmadan önce.   

İ.B

konuşmak için kelimelere ihtiyaç duymadığımsın

yeter ki kaçırma gözlerini…

İ.B

yağmurlar yağar ruhuna

gözlerinden taşar usulca 

ağlamazsın ki,

ruhun ile dertleşirsin bazen

İ.B 

beni sadece manevi değil

fizikselde sev demiştin ya

,

hiçlikten doğan evren gibi

big bang imsin sen benim :)

,

İ.B

kimisinin elleri , bedenine dokunur , ürperirsin

kimisinin gözleri , ruhuna dokunur , erirsin…

İ.B

ve gittin işte ! , kızgınım evet

beni sevmediğin için değil

seni bu kadar çok sevdiğim için

ancak kendime…

,

hayaller büyüttüm çünkü

senden habersiz

ve altında kaldı ruhum

hayallerimin…

,

İ. B

bir dilek gerçekleşir sen her gülümsediğinde

ne hacet bir yıldızın kaymasına

ne hacet üflenen mumlara

gül ki sen ,

gerçekleşsin dileklerim

gül ki sen ,

cenneti doya doya izleyeyim.

İ.B

üç gün önce yazdığım şiirlerden nefret ederim ben

değişmiş fikirlere , yeni kelimelere

hatırı zorlaşmış acılara sahibimdir çünkü

o okuduğun kişi uzaklaşmıştır artık benden

başka bir bene dönüşmüştür

tam da sen

beni anladığını zannederken…

İ.B

gülümsüyorken , hem de en içten

gözlerinin içine tereddütsüz bakan kadınlardan kork

seni ancak onlar öldürebilir çünkü

İ.B

her insan bir şeyler bekler hayattan

ve her insan acı çeker

,

isteklerimiz ve sahip olduklarımız daima uyumsuzdur çünkü

İ.B

Keşfedilmemiş daha nice dünyalar…

      Aynı süreçlerin , farklı kombinasyonlarıdır insanlar.Aynı hüzünleri , aynı Sevinçleri yaşarlar dünya üzerinde , sanki ilk kez hissediliyormuş gibi. Lakin birileri çoktan geçmiştir o yoldan ,çoktan yaşanmıştır yaşadıklarımız. Bir adım önümüzde her zaman birileri vardır.Bazen daha erken doğdukları için , bazen de imkansızlıklar ile bir adım önümüzde sürdürürler hayatı.

       Hatırlıyorum da bende bir zamanlar astronot olmayı istemiştim yada benimde pilot olmayı hayal ettiğim oldu.Büyümek istemediğim , değişmek istemediğim , annemin hiç yaşlanmamasını , babamın saçlarının hep siyah kalmasını istediğim olmuştu.

       Kendime söz verdiğim dahi oldu , bir gün büyüyünce istediğim kadar abur cubur yiyeceğim diye.Hep büyüyünce, büyüyünce diyordum .Belki de ‘büyüyünce’ diye başlayan özgürlüklere aç yetiştiğimden galiba .

       Küçük olmayı zayıflık bildim , bana öyle öğrettiler yada. Hep ‘Büyüyünce.’ diyorlardı çünkü.Büyümesem de kendimi diğerlerinden ayrı tuttuğum zamanlar oldu.Çok zekiymişim gibi , çok güçlüymüşüm gibi , farklıymışım da hiç ölmeyecekmişim gibi…

       Dünyanın en güçlü insanının babam olduğuna inandığım zamanlardı. Mutluluk , cips ambalajının çıkarttığı sesti .Mutluluk ,  bir çizgi filmdi sadece . Ve mutluluk ,  horlayan babama sımsıkı sarılmaktı bence.Hüzün ise erken yatmaktı , kocaman bisikletleri olan akranlarımı izlemekti.

       Yaptığım her şey ilk kez oluyordu sanki , söylediğim her şey ilk kez söyleniyor , yaşadığım her duygu ilk kez yaşanıyor , okuduğum her kitap ilk kez okunuyordu sanki.

       Sanki keşfedilmemiş bir gezegen vardı önümde ve her kıta , her okyanus , her dağ beni bekliyordu , benim için oradaydı sanki.Biliyordum , kendimi ve hayatı keşfetmek için buradaydım ben.

       Bir manzaradan diğer bir manzaraya kayıyordu gözlerim.Bir iş , bir kadın , bir araba ,bir ev , bir bebek  , bir şehir ve daha bir sürü arzu edilen manzaralar vardı zihnimde.

      Hayal kurmayı hep sevdim ben., Onlar benden vazgeçse dahi , hayallerimden hiç vazgeçmedim.Sizlerin çoğu o somut yanılgılar içinde kaybolurken ben soyut olanlara sarılarak uyudum.

     Hayat , kendimizi keşfetme sürecine koyduğumuz bir isimdir , ondan çok şey bekleyenler için kurulmuş bir tuzaktır , yirmi üç saat önce doğmuş bir kelebektir , dalından kopmuş bir güldür. Bir an önce tutun onu dikenlerine rağmen. Ve koklayın , tam ortasından , solmadan hemen önce. 

İ.B

aşklı sözler yazdığıma bakma , o bir kez olsun uğramadı bana. bilirsin… insan hasretlerini yazar , bir de kasvetlerini hep…

İ.B

' göğüs kafesi ne işe yarar dede ? ' diye sordu.

sevince anlarsın dedim

kalbin uçup gitmesin diye bir başkasına

koruyor seni…(senden)

' bir insan başka bir insanı

o kadar çok sever mi hiç ’ diye sordu sonra

bilmiyordu , sevmek değil

sevgisizlik öldürürdü asıl…

İ.B

kimi bedenini bağışlıyordu bana , ben ise gözlerini kaçıranları seviyordum…

İ.B